2 Kasım 2014 Pazar

Yeniden Dönüş

Buraya en son Şubat ayında yazmışım, tam 9 ay önce. Ve ne garip, bugünkü ruh halim o günküyle aynı! Silkineyim şu depresyondan, daha çok hayat olsun demişim.  Demek her böyle düşündüğümde bloga sarılıyorum! Sonra bırakıp dönüyorum o dümdüz hayatıma. Bu sefer daha somut bir fikirle geldim, bir de tespit. Sanırım motive olmak için bir izleyeyiciye ihtiyacım var. Bu salt narsist bir duygu mu bilemiyorum, o kadar haksızlık etmek istemem kendime. Narsistlik konusunda kendimi kandırmıyorum tabii, o konuda birazcık olsun içgörü geliştirdiğimi umuyorum. Yalnız bütün insanlar başka insanlara ulaşmak ister, birilerine dokunmak, paylaşmak ister değil mi? Ancak böyle iyileşebiliriz gibi geliyor. Ben buraya günlük gibi iki satır birşeyler yazıyorum, çok güzel, 9 ay sonra dönüp bakıyorum, a diyorum bak aynı şeyleri hissediyormuşum. Böyle bir işe yarıyor yani yazmak, evet bu güzel. Ama daha çok hayata karışmak, iyileşmek için bu yeterli değil gibi geliyor şimdi. Daha sistemli bir şekilde güzel şeylere odaklanan, arkadaşlarla paylaşılan bir proje fikri üzerine düşünüyorum şimdi. Varsın o da başladığım ve yarım kalan sekizinci blogum olsun. Bir deneme daha yaparım, yenilsem de daha iyi yenilirim diyorum. Du bakalım!

7 Şubat 2014 Cuma

diyorum ki bırakayım şu depresyonu, silkeleneyim bir. Söz olsun bu, bundan sonra daha çok hayat olsun içimde ve burada....

2014- Filmler

Bu seneye harika bir belgesel ile başlangıç yaptım: Benim Çocuğum. Çocuk sevgisi böyle birşey işte.

Geldim

Buradayım, yaşıyorum.
Bebiş tatlı mı tatlı, şeker mi şeker. Ona olan sevgimi anlatmaya kelimeler yetmez. Daha önce hiçkimseyi böyle koşulsuz sevmemiştim. Birini bu kadar koşulsuz sevebilmek çok güzel; düşüncesi bile gözlerimi dolduruyor.
Bütün bu harika duygulara rağmen içimdeki sıkışmışlık duygusu geçmedi. Bunun bebekle ilgisi olmayabilir de, bilemiyorum, hayat böyle birşey belki. Herkes sıkışmış biryerlerde.
Gündelik hayatın monotonluğu ve yoğunluğu bütün hayatını kapsıyor, nefes alacak zamanın olmuyor bazen. Yok yok, bunlar bahane. Monoton tamam, ama aslında çok da yoğun değilim. Tekdüzelik ve alternatifsizlik. Canım kızımın gülüşünün hatırına geçiyor günler...

2014- Kitaplar

Hoşgeldin 2014!
Bu sene okuma açısından daha iyi geçecek diye umuyorum. Bebişi bir insan ettik gibi, 10 gün sonra 1 yaşına giriyor. Artık ben de daha normal bir hayat düzenine kavuşur ve daha çok kitap okumaya zaman ayırırım diye umuyorum. İşte listem:

Görmek, Jose Saramago

Körlük'ün devam hikayesi gibi, onun kadar etkileyici ve iç karartıcı değildi. Gezi direnişini yazmış sanki, ne kadar evrensel ezilen halkların ve otoriter devletlerin hikayeleri...

24 Nisan 2013 Çarşamba

Bebekli Hayat

Defne Alkım doğalı 67 gün oluyor. Artık durumu kabullendim sanırım, ilk günlere göre çok daha iyiyim. Yorgunum. Bedenim tutulmuş, doğumdan beri üç saatten fazla kesintisiz uyku uyumadım. Günlük uyku miktarım da önceki hayatımda dayanamayacağım kadar az. Ona dayanıyorum bir şekilde, uyku en az sorun olan şey. Ama hayatım da tutulmuş ya, ona sanırım hala alışamadım. Eski özgür, rahat halimi çok özlüyorum. Boş boş oturmayı, sabahtan akşama sokaklarda gezmeyi, sinemaya konsere gitmeyi özlüyorum. Gidebilme ihtimalini demek daha doğru. Daha ne kadar vaktim var acaba diye endişelenmeden avarelik etmeyi özlüyorum. Şu anda telsizden gelen sesler bu yarım saatlik serbest zamanınım dolduğunu gösteriyor.

Gün sonu notu: Güzel havada yarım saatlik bir yürüyüş bazen bütün dertlere derman oluyor. Aslında gündüz güneş, akşamüstü eflatun saati yeterli, yürüyüş şart değil. Bugün böyle bir gün oldu işte. Ve sonunda bebeğimin ne kadar tatlı olduğunu düşünebilecek enerjim oldu. Gerçekten öyle, şeker mi şeker bir minik insan o.

1 Şubat 2013 Cuma

2013- Kitaplar

Bu yılın başı taşınma ve iş telaşı ile geçti. Yani okuma açısından hızlı bir başlangıç olmadı. Nasıl başlarsan öyle geçer derler, sanırım yılın devamı da bebek bakım kitapları okuyarak geçecek. Olsun, yine de arada bir kendim için de birşeyler okumaya zamanım olur diye umuyorum. İşte listem:

The Handmaid's Tail- Margaret Attwood

Too Much Happiness- Alice Munro

Kusursuz Kadınlar- Barbara Pym

Oğullar ve Rencide Ruhlar- Alper Canıgüz (2013'ün son kitabı)